E=mc²
17 Aralık 2014 Çarşamba
DOSYA - EN BİRLEŞTİRİCİ DAVA; KÜRESEL ISINMA
Şu anda insanlık tarafından tetiklenen altıncı yokoluş dönemine ya girdik ya da girmek üzereyiz. Bu, daha önceki büyük yokoluş dönemleriyle karşılaştırıldığında belki de en yıkıcı ve hızlı yokoluş dalgası olacak. "Antroposin"e hoşgeldiniz! Burayı pek sevmeyeceğiz gibi gözüküyor. Distopya hakkında okumak onu yaşamaktan daha eğlencelidir şüphesiz.
Japonya Meteoroloji Ajansı'nın taze yayımladığı verilere göre, geçtiğimiz ekim ayı, son 120 yılın -ki zaten daha öncesine ilişkin kayıt yok- en sıcak ekim ayı oldu. Bu yılın mart, nisan, mayıs, haziran, ağustos, eylül ayları da kayıtlardaki aynı dönemlerle karşılaştırıldığında, gelmiş geçmiş en sıcak yıl olacak.
İKLİM DEĞİŞİR; BİR YENİ EDEBİYAT DOĞAR
Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak; yağmurlar, hortumlar ve tarımlarla beraber edebiyat da iklim değişikliğinin etkisi altına girdi.
Bildiğimiz her şey değişiyor. Soluduğumuz havanın içeriğinden yüzdüğümüz denizin asit seviyesine her şey, bizden öncekilerin bildiğinden farklı. Önceki nesillere yeten sıcaklık haritaları, günümüzde eski moda kalıyor. Bizler, bu acayip havaları yansıtabilmek için sıcaklık haritalarına yeni renkler ekliyoruz. Karlarına roman yazılan Kilimanjaro Dağı, üzerinde artık azıcık kar kaldığından bizi pek heyecanlandırmıyor. Bizim neslimiz, kutuplara gidip milyonlarca tonluk buzulların denize karışmasını; kuzeyinde ve güneyinde kutupları bulunan Dünya'nın, (kelimenin gerçek anlamıyla) tek kutuplu hale dönüşmesini izliyor. Bilim insanları, iklim değişikliğine karşı acilen önlem alınmazsa, insan türünün yeni koşullara uyum sağlayamayabileceğini söylüyor.
İklim değişikliğini konu alan tüm kitapların dili biribirinden farklı olsa da, aslında hepsi, yaşadığımız dünyada hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını anlatıyor. Örneğin eylül ayında New York'ta Ban Ki-moon'un düzenlediği İklim Zirvesi'nden birkaç gün önce Naomi Klein'in This Changes Everything: Capitalism vs. The Climate adlı son kitabının lansmanı yapıldı. Kapitalizmin iklimle savaşını ele alan kitap, ABD ve Kanada'da çok ses getirdi. Gwynne Dyer'ın İklim Savaşları kitabı ise, farklı bilimsel senaryolara göre, iklim değişikliğinin farklı ülkeleri nasıl etkileyeceğini irdeliyor. Jared Diamond'ın Çöküş kitabı da doğrudan bir iklim felaketini ele almıyor ancak şimdiye kadar çevresel felaketler yüzünden çöken medeniyetlerin örneklerini arka arkaya gözümüzün önüne seriyor.
Başta dediğimiz gibi Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak; yağmurlar, hortumlar ve tarımlarla beraber edebiyat da iklim değişikliğinin etkisi altına girdi. Birçok ülke gibi Türkiye de, iklim değişikliği konusunda üzerine düşeni yapmakta gecikirken, en azından edebiyat bizi neye hazırlanmamız, neler yapmamız gerektiği konusunda düşünmeye zorluyor.
Japonya Meteoroloji Ajansı'nın taze yayımladığı verilere göre, geçtiğimiz ekim ayı, son 120 yılın -ki zaten daha öncesine ilişkin kayıt yok- en sıcak ekim ayı oldu. Bu yılın mart, nisan, mayıs, haziran, ağustos, eylül ayları da kayıtlardaki aynı dönemlerle karşılaştırıldığında, gelmiş geçmiş en sıcak yıl olacak.
İKLİM DEĞİŞİR; BİR YENİ EDEBİYAT DOĞAR
Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak; yağmurlar, hortumlar ve tarımlarla beraber edebiyat da iklim değişikliğinin etkisi altına girdi.
Bildiğimiz her şey değişiyor. Soluduğumuz havanın içeriğinden yüzdüğümüz denizin asit seviyesine her şey, bizden öncekilerin bildiğinden farklı. Önceki nesillere yeten sıcaklık haritaları, günümüzde eski moda kalıyor. Bizler, bu acayip havaları yansıtabilmek için sıcaklık haritalarına yeni renkler ekliyoruz. Karlarına roman yazılan Kilimanjaro Dağı, üzerinde artık azıcık kar kaldığından bizi pek heyecanlandırmıyor. Bizim neslimiz, kutuplara gidip milyonlarca tonluk buzulların denize karışmasını; kuzeyinde ve güneyinde kutupları bulunan Dünya'nın, (kelimenin gerçek anlamıyla) tek kutuplu hale dönüşmesini izliyor. Bilim insanları, iklim değişikliğine karşı acilen önlem alınmazsa, insan türünün yeni koşullara uyum sağlayamayabileceğini söylüyor.
İklim değişikliğini konu alan tüm kitapların dili biribirinden farklı olsa da, aslında hepsi, yaşadığımız dünyada hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını anlatıyor. Örneğin eylül ayında New York'ta Ban Ki-moon'un düzenlediği İklim Zirvesi'nden birkaç gün önce Naomi Klein'in This Changes Everything: Capitalism vs. The Climate adlı son kitabının lansmanı yapıldı. Kapitalizmin iklimle savaşını ele alan kitap, ABD ve Kanada'da çok ses getirdi. Gwynne Dyer'ın İklim Savaşları kitabı ise, farklı bilimsel senaryolara göre, iklim değişikliğinin farklı ülkeleri nasıl etkileyeceğini irdeliyor. Jared Diamond'ın Çöküş kitabı da doğrudan bir iklim felaketini ele almıyor ancak şimdiye kadar çevresel felaketler yüzünden çöken medeniyetlerin örneklerini arka arkaya gözümüzün önüne seriyor.
Başta dediğimiz gibi Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak; yağmurlar, hortumlar ve tarımlarla beraber edebiyat da iklim değişikliğinin etkisi altına girdi. Birçok ülke gibi Türkiye de, iklim değişikliği konusunda üzerine düşeni yapmakta gecikirken, en azından edebiyat bizi neye hazırlanmamız, neler yapmamız gerektiği konusunda düşünmeye zorluyor.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
